En çok Alevi Koyu nerede ?

Sevval

New member
“Peki bir topluluğu yalnızca nüfus oranıyla anlatabilir miyiz?”

Bu kez Murat cevap vermiyor.

Çünkü artık mesele istatistikten çıkmış durumda.

Tarih devreye giriyor.

Köylerin Hikâyesinde Göçün Büyük Rolü

Anadolu'daki Alevi yerleşimlerini anlamak için göç meselesini görmezden gelmek mümkün değil.

Köyden kente göç, eğitim, ekonomik imkânlar, çalışma hayatı ve yurtdışına göç, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren köylerin nüfus yapısını ciddi biçimde değiştirdi.

Bugün tabelasında köy yazan ya da geçmişte köy olarak bilinen bir yerde nüfusun önemli bölümü başka şehirlerde yaşıyor olabilir.

İstanbul'da bir mahallede yaşayan kişinin ailesi Sivas'ın bir köyünden gelmiş olabilir.

Ankara'daki bir ailenin kökü Tokat'a uzanabilir.

Almanya'daki bir ailenin dedesi Erzincan'daki bir köyden çıkmış olabilir.

Dolayısıyla “Aleviler nerede yaşıyor?” sorusunun cevabı ile “Alevi köyleri nerede?” sorusunun cevabı aynı değildir.

Bu ayrım özellikle önemli.

Bir akademik veya resmî nüfus çalışması bulunmadan “Türkiye'deki Alevi nüfusunun kesin olarak şu kadar olduğu” şeklinde iddialar ileri sürmek de doğru olmaz. Nitekim Alevi yerleşimleri üzerine yayımlanan çalışmaların bazıları da Türkiye genelinde güncel ve teyit edilmiş kapsamlı bir bilimsel yerleşim/nüfus haritasının bulunmadığına dikkat çekiyor.

Alevilerin Sesi

Bir Akşam Köy Kahvesinde Konuşulanlar

Hikâyemize geri dönelim.

Akşam olmuş.

Sivas'ın küçük bir köyünde, sobanın yanında oturduğumuzu düşünün.

Masada çay var.

Murat hâlâ rakamları inceliyor.

Zeynep ise köyde yaşayan yaşlı bir kadınla konuşuyor.

Kadın, gençliğinde köyün daha kalabalık olduğunu anlatıyor.

“Eskiden düğünlerde herkes birbirini tanırdı,” diyor. “Şimdi çocukların çoğu şehirde.”

Zeynep soruyor:

“Peki köyün gelenekleri devam ediyor mu?”

Kadın başını sallıyor.

“Değişiyor. Ama tamamen kaybolmuyor.”

Bu cümle bana göre bütün konunun özeti.

Kültür, müze vitrini gibi aynı kalmıyor.

Değişiyor.

Yeni kuşak başka şehirlerde büyüyor.

Cemler başka mekânlarda yapılıyor.

Köyde yaşayanların sayısı azalıyor.

Ama hafıza başka yollarla yaşamaya devam ediyor.

Murat sonunda defterini kapatıyor.

“Sanırım bugün rakamları değil, rakamların neden değiştiğini öğrendik.”

Zeynep gülümsüyor:

“Ben de insanların köyden ayrılmasının, köyle bağlarının bittiği anlamına gelmediğini öğrendim.”

“En Çok Alevi Köyü Nerede?” Sorusunun Gerçek Cevabı

Buraya kadar geldiyseniz, sorunun kısa cevabını artık netleştirebiliriz.

Türkiye'de Alevi yerleşimlerinin sayısı bakımından en çok öne çıkan il Sivas'tır.

Farklı kaynaklarda farklı sayılar verilmekle birlikte Sivas'ın Alevi yerleşimleri açısından Türkiye'deki en önemli yoğunlaşma alanlarından biri, hatta birçok derlemede birincisi olduğu görülüyor. Sivas'ın ardından Tunceli, Erzincan, Tokat, Çorum, Kahramanmaraş, Malatya ve Amasya gibi iller öne çıkıyor.

Alevilerin Sesi

2014 yılında yayımlanan Türkiye Genelinde Alevi Köyleri çalışması hakkında verilen bilgilerde de Alevilerin Türkiye'nin çok geniş bir coğrafyasına yayıldığı ve binlerce köy ile mezrada yaşadığı aktarılıyor. Çalışmanın ikinci baskısı hakkında yapılan bir söyleşide 73 ilde 513 ilçede 4.706 köy ve mezrada Alevilerin yaşadığı belirtilmiş.

PİRHA

Ancak burada özellikle altını çizmek gerekir:

Bu rakamlar güncel bir devlet nüfus sayımı değildir.

Köylerin mahalleye dönüşmesi, nüfus hareketleri, boşalan yerleşimler, farklı araştırma yöntemleri ve Alevilik tanımının kaynaklara göre değişmesi nedeniyle sayıların birebir karşılaştırılması doğru olmayabilir.

Dolayısıyla “Sivas'ta kesin olarak şu kadar Alevi köyü vardır” demek yerine, “mevcut derlemelerde Sivas en fazla Alevi yerleşimine sahip il olarak öne çıkmaktadır” demek daha güvenilir bir ifadedir.

Asıl İlginç Olan: Neden Bu Kadar Çok Alevi Yerleşimi Var?

Bence yolculuğun en önemli sorusu artık bu.

Neden özellikle Sivas, Tunceli, Erzincan, Tokat ve çevresinde bu kadar güçlü bir Alevi yerleşim dokusu oluşmuş?

Bunun tek bir nedeni yok.

Anadolu'nun tarihsel göçleri, aşiret ve ocak yapılanmaları, yerleşim biçimleri, ekonomik koşullar, coğrafyanın özellikleri, devlet-toplum ilişkileri ve farklı dönemlerde yaşanan toplumsal olaylar birlikte değerlendirilmelidir.

Üstelik Alevi toplulukları da kendi içinde homojen değildir.

Türkmen Aleviler, Kürt Aleviler, Zaza Aleviler ve farklı tarihsel ocaklara bağlı topluluklar aynı genel başlık altında anılsa da her bölgenin kendine özgü tarihsel hafızası ve kültürel pratiği bulunabilir.

Bu nedenle “Alevi köyü” ifadesi bize bir başlangıç noktası verir; fakat bütün hikâyeyi anlatmaz.

Yolun Sonunda Aklımda Kalan Soru

Ertesi sabah geri dönüyoruz.

Murat'ın elinde hâlâ harita var.

Zeynep'in çantasında ise köyde tanıştığımız insanların anlattığı hikâyeler.

Bir süre arabada sessizce ilerliyoruz.

Sonra Murat soruyor:

“Sen olsan bu yazının başlığına ne koyardın?”

“En çok Alevi köyü nerede?” diyorum.

“Cevap?”

“Sivas.”

“Bitti mi?”

Camdan dışarı bakıyorum.

“Hayır. Asıl hikâye şimdi başlıyor.”

Çünkü bir köyü yalnızca nüfus tablosunda bir satır olarak gördüğümüzde onun geçmişini kaçırıyoruz.

Bir köyün adında bazen göç var.

Bir mezarlığında aile hafızası var.

Bir cemevinde kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek var.

Şehirde yaşayan genç bir insanın memleket köyüne duyduğu özlem var.

Ve bazen de aynı köyde farklı inançlardan insanların yıllardır yan yana yaşamasının sessiz hikâyesi var.

Bu yüzden “Türkiye'de en çok Alevi köyü nerede?” diye sorulduğunda benim cevabım artık yalnızca Sivas değil.

Sivas, evet. Ama Sivas'tan Erzincan'a, Tunceli'den Tokat'a, Çorum'dan Malatya'ya uzanan daha büyük bir Anadolu hikâyesinin içinde.

Belki de asıl sorulması gereken şu:

Bir köyün nüfusu azaldığında, o köyün kültürü de gerçekten azalıyor mu; yoksa insanlar başka şehirlere taşınırken köyün hafızasını da beraberlerinde mi götürüyor?

Bence forumda tartışmaya değer asıl konu tam olarak burada başlıyor.
 
Üst