E-Devlet Onaylı Sertifika Gerçekten İşe Yarıyor mu? Yoksa CV'nin Süs Bitkisi mi?
Geçenlerde bir arkadaşım CV'sine 17 tane sertifika ekledi. Sertifikaları görünce insan ister istemez “Bu arkadaş yarın şirketi yönetmeye mi geliyor, yoksa PDF klasörünü mü yanlışlıkla CV'ye yükledi?” diye düşünüyor. Aralarında e-Devlet üzerinden görüntülenebilen sertifikalar da vardı.
Benim merak ettiğim asıl soru ise şuydu: E-Devlet'te görünen bir sertifika gerçekten iş bulma konusunda avantaj sağlıyor mu?
Çünkü son yıllarda “e-Devlet onaylı sertifika” ifadesi o kadar sık kullanılmaya başladı ki, neredeyse başlı başına bir kalite belgesiymiş gibi algılanıyor. Oysa işin gerçeği biraz daha nüanslı.
Bir sertifikanın e-Devlet'te görünmesi önemli olabilir, fakat tek başına “Bu sertifikayı alan kesin işe girer” anlamına gelmez. Hatta bazı durumlarda sertifikanın kendisinden çok sertifikayı hangi kurumun verdiği, eğitimin içeriği, kişinin gerçekten ne öğrendiği ve bunu iş hayatında nasıl kullandığı önem kazanıyor.
Önce Şu “E-Devlet Onaylı” Meselesini Bir Netleştirelim
Burada en sık yapılan hata, e-Devlet'i sertifika veren bir kurum gibi düşünmek.
Aslında e-Devlet, birçok kamu hizmetinin elektronik ortamda sunulduğu bir platform. Bazı eğitim ve sertifika bilgileri, ilgili kurumların sistemleri üzerinden e-Devlet'te görüntülenebiliyor veya doğrulanabiliyor.
Dolayısıyla “e-Devlet onaylı” ifadesini gördüğümüzde hemen şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu sertifikayı kim verdi?
Bir sertifikanın e-Devlet üzerinde doğrulanabilir olması ile sertifikanın devlet tarafından mesleki yeterlilik olarak kabul edilmesi aynı şey değil.
Bu ayrım çok önemli.
Örneğin bir eğitim programını tamamladığınızda elektronik ortamda sertifika kaydınızın bulunması, eğitime gerçekten katıldığınızı veya programı tamamladığınızı belgelemek açısından faydalı olabilir. Fakat bu belge, her meslek için gerekli olan resmi ruhsatın, lisansın, sınav başarısının veya mesleki yetkinliğin otomatik olarak yerine geçmez.
Başka bir deyişle:
e-Devlet'te görünmek = sihirli meslek anahtarı değildir.
Keşke öyle olsaydı. CV'ye sertifikayı koyardık, pazartesi şirketler kapıda sıraya girerdi. Salı da LinkedIn'de “Yoğun talepler nedeniyle yeni iş tekliflerini değerlendiremiyorum” paylaşımı yapardık.
Gerçek hayat maalesef biraz daha zahmetli.
İşveren Sertifikaya mı Bakar, Yoksa Sertifikanın Arkasındaki İnsana mı?
İşveren açısından sertifikanın değeri, büyük ölçüde işle bağlantısına bağlı.
Bir grafik tasarım pozisyonuna başvuran kişinin tasarım eğitimi sertifikası anlamlı olabilir. Fakat aynı kişinin işle ilgisiz 15 farklı sertifika toplaması, CV'yi güçlendirmek yerine dikkat dağıtabilir.
Burada güzel bir strateji var:
Sertifika sayısını değil, sertifikanın pozisyonla ilişkisini artırmak.
Örneğin dijital pazarlama alanında çalışmak isteyen birinin SEO, Google Ads, veri analizi, içerik stratejisi veya sosyal medya yönetimi gibi alanlarda aldığı eğitimler birbirini tamamlayabilir.
Ama CV'de bir anda “Temel İlk Yardım, Diksiyon, Ofis Programları, Hızlı Okuma, Fotoğrafçılık, Temel Aşçılık, Etkili İletişim ve Bonsai Bakımı” görünürse işverenin kafasında doğal olarak şu soru oluşabilir:
“Bu arkadaş tam olarak hangi pozisyona başvuruyor?”
Bonsai kötü değildir. Hatta mükemmel bir hobidir. Ama muhasebe pozisyonunda Excel bilgisi muhtemelen daha fazla iş görecektir.
Erkek Bir Adayın Çözüm Odaklı Yaklaşımı: “Bu Sertifika Bana Ne Kazandıracak?”
Forumlarda ve kariyer sohbetlerinde farklı insanların sertifikalara yaklaşım biçimleri de ilginç.
Mesela Ahmet'i düşünelim.
Ahmet teknoloji alanında çalışan, rakamları seven ve kariyer planını satranç tahtası gibi gören biri. Bir eğitim programını incelerken ilk yaptığı şey şudur:
“Bu eğitim hangi beceriyi kazandırıyor, hangi pozisyonlarda kullanılıyor ve CV'mde bunu nasıl gösterebilirim?”
Bu oldukça stratejik bir yaklaşım.
Ahmet için sertifika bir hedef değil, araç.
Örneğin veri analisti olmak istiyorsa yalnızca sertifika almakla yetinmiyor. Eğitimde öğrendiği Excel, SQL veya veri görselleştirme becerilerini küçük projelerle uyguluyor. Sonra CV'sine sadece “Veri Analizi Sertifikası” yazmak yerine, yaptığı çalışmayı da gösteriyor.
İşte sertifikanın gerçek değeri burada ortaya çıkıyor.
Çünkü işveren açısından “eğitimi tamamladı” bilgisi ile “bu bilgiyi kullanarak şu problemi çözdü” bilgisi aynı ağırlıkta olmayabilir.
Kadın Bir Adayın İlişki Odaklı Bakışı: “Bu Bilgiyi İnsanlarla Nasıl Kullanacağım?”
Şimdi de Zeynep'i düşünelim.
Zeynep insan kaynakları alanında ilerlemek istiyor. Bir eğitim programına yalnızca “CV'ye bir satır daha eklemek” amacıyla bakmıyor. Eğitimin iletişim, çalışan deneyimi ve ekip içi ilişkiler açısından kendisine ne katacağını düşünüyor.
Örneğin çatışma yönetimi eğitimi aldıysa bunu gerçek hayatta nasıl uygulayacağını sorguluyor.
Bir çalışanla yöneticisi arasında yaşanan anlaşmazlıkta nasıl iletişim kurulmalı?
Bir ekipte motivasyon düştüğünde ne yapılmalı?
Bir adayla görüşme sırasında yalnızca CV'ye değil, kişinin kendisini nasıl ifade ettiğine nasıl dikkat edilmeli?
Bu yaklaşım da son derece stratejik aslında. Sadece stratejinin odağı farklı.
Burada kadınları “duygusal”, erkekleri “mantıklı” şeklinde basit kalıplara sokmak yanlış olur. Gerçek hayatta Ahmet son derece empatik olabilir, Zeynep de Excel tablosuna bakınca NASA kontrol merkezi gibi hissedebilir.
İnsanları cinsiyetlerine göre değil, deneyimlerine, karakterlerine, mesleklerine ve çalışma biçimlerine göre değerlendirmek çok daha doğru.
Sertifikanın işe yarayıp yaramadığı konusunda da aynı çeşitlilik geçerli.
Asıl Güç: Sertifika + Beceri + Deneyim Üçlüsü
Bence konuya en sağlıklı yaklaşım şu üçlü üzerinden bakmak:
Sertifika + gerçek beceri + uygulama deneyimi.
Sertifika, eğitimin tamamlandığını gösterebilir.
Geçenlerde bir arkadaşım CV'sine 17 tane sertifika ekledi. Sertifikaları görünce insan ister istemez “Bu arkadaş yarın şirketi yönetmeye mi geliyor, yoksa PDF klasörünü mü yanlışlıkla CV'ye yükledi?” diye düşünüyor. Aralarında e-Devlet üzerinden görüntülenebilen sertifikalar da vardı.
Benim merak ettiğim asıl soru ise şuydu: E-Devlet'te görünen bir sertifika gerçekten iş bulma konusunda avantaj sağlıyor mu?
Çünkü son yıllarda “e-Devlet onaylı sertifika” ifadesi o kadar sık kullanılmaya başladı ki, neredeyse başlı başına bir kalite belgesiymiş gibi algılanıyor. Oysa işin gerçeği biraz daha nüanslı.
Bir sertifikanın e-Devlet'te görünmesi önemli olabilir, fakat tek başına “Bu sertifikayı alan kesin işe girer” anlamına gelmez. Hatta bazı durumlarda sertifikanın kendisinden çok sertifikayı hangi kurumun verdiği, eğitimin içeriği, kişinin gerçekten ne öğrendiği ve bunu iş hayatında nasıl kullandığı önem kazanıyor.
Önce Şu “E-Devlet Onaylı” Meselesini Bir Netleştirelim
Burada en sık yapılan hata, e-Devlet'i sertifika veren bir kurum gibi düşünmek.
Aslında e-Devlet, birçok kamu hizmetinin elektronik ortamda sunulduğu bir platform. Bazı eğitim ve sertifika bilgileri, ilgili kurumların sistemleri üzerinden e-Devlet'te görüntülenebiliyor veya doğrulanabiliyor.
Dolayısıyla “e-Devlet onaylı” ifadesini gördüğümüzde hemen şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu sertifikayı kim verdi?
Bir sertifikanın e-Devlet üzerinde doğrulanabilir olması ile sertifikanın devlet tarafından mesleki yeterlilik olarak kabul edilmesi aynı şey değil.
Bu ayrım çok önemli.
Örneğin bir eğitim programını tamamladığınızda elektronik ortamda sertifika kaydınızın bulunması, eğitime gerçekten katıldığınızı veya programı tamamladığınızı belgelemek açısından faydalı olabilir. Fakat bu belge, her meslek için gerekli olan resmi ruhsatın, lisansın, sınav başarısının veya mesleki yetkinliğin otomatik olarak yerine geçmez.
Başka bir deyişle:
e-Devlet'te görünmek = sihirli meslek anahtarı değildir.
Keşke öyle olsaydı. CV'ye sertifikayı koyardık, pazartesi şirketler kapıda sıraya girerdi. Salı da LinkedIn'de “Yoğun talepler nedeniyle yeni iş tekliflerini değerlendiremiyorum” paylaşımı yapardık.
Gerçek hayat maalesef biraz daha zahmetli.
İşveren Sertifikaya mı Bakar, Yoksa Sertifikanın Arkasındaki İnsana mı?
İşveren açısından sertifikanın değeri, büyük ölçüde işle bağlantısına bağlı.
Bir grafik tasarım pozisyonuna başvuran kişinin tasarım eğitimi sertifikası anlamlı olabilir. Fakat aynı kişinin işle ilgisiz 15 farklı sertifika toplaması, CV'yi güçlendirmek yerine dikkat dağıtabilir.
Burada güzel bir strateji var:
Sertifika sayısını değil, sertifikanın pozisyonla ilişkisini artırmak.
Örneğin dijital pazarlama alanında çalışmak isteyen birinin SEO, Google Ads, veri analizi, içerik stratejisi veya sosyal medya yönetimi gibi alanlarda aldığı eğitimler birbirini tamamlayabilir.
Ama CV'de bir anda “Temel İlk Yardım, Diksiyon, Ofis Programları, Hızlı Okuma, Fotoğrafçılık, Temel Aşçılık, Etkili İletişim ve Bonsai Bakımı” görünürse işverenin kafasında doğal olarak şu soru oluşabilir:
“Bu arkadaş tam olarak hangi pozisyona başvuruyor?”
Bonsai kötü değildir. Hatta mükemmel bir hobidir. Ama muhasebe pozisyonunda Excel bilgisi muhtemelen daha fazla iş görecektir.
Erkek Bir Adayın Çözüm Odaklı Yaklaşımı: “Bu Sertifika Bana Ne Kazandıracak?”
Forumlarda ve kariyer sohbetlerinde farklı insanların sertifikalara yaklaşım biçimleri de ilginç.
Mesela Ahmet'i düşünelim.
Ahmet teknoloji alanında çalışan, rakamları seven ve kariyer planını satranç tahtası gibi gören biri. Bir eğitim programını incelerken ilk yaptığı şey şudur:
“Bu eğitim hangi beceriyi kazandırıyor, hangi pozisyonlarda kullanılıyor ve CV'mde bunu nasıl gösterebilirim?”
Bu oldukça stratejik bir yaklaşım.
Ahmet için sertifika bir hedef değil, araç.
Örneğin veri analisti olmak istiyorsa yalnızca sertifika almakla yetinmiyor. Eğitimde öğrendiği Excel, SQL veya veri görselleştirme becerilerini küçük projelerle uyguluyor. Sonra CV'sine sadece “Veri Analizi Sertifikası” yazmak yerine, yaptığı çalışmayı da gösteriyor.
İşte sertifikanın gerçek değeri burada ortaya çıkıyor.
Çünkü işveren açısından “eğitimi tamamladı” bilgisi ile “bu bilgiyi kullanarak şu problemi çözdü” bilgisi aynı ağırlıkta olmayabilir.
Kadın Bir Adayın İlişki Odaklı Bakışı: “Bu Bilgiyi İnsanlarla Nasıl Kullanacağım?”
Şimdi de Zeynep'i düşünelim.
Zeynep insan kaynakları alanında ilerlemek istiyor. Bir eğitim programına yalnızca “CV'ye bir satır daha eklemek” amacıyla bakmıyor. Eğitimin iletişim, çalışan deneyimi ve ekip içi ilişkiler açısından kendisine ne katacağını düşünüyor.
Örneğin çatışma yönetimi eğitimi aldıysa bunu gerçek hayatta nasıl uygulayacağını sorguluyor.
Bir çalışanla yöneticisi arasında yaşanan anlaşmazlıkta nasıl iletişim kurulmalı?
Bir ekipte motivasyon düştüğünde ne yapılmalı?
Bir adayla görüşme sırasında yalnızca CV'ye değil, kişinin kendisini nasıl ifade ettiğine nasıl dikkat edilmeli?
Bu yaklaşım da son derece stratejik aslında. Sadece stratejinin odağı farklı.
Burada kadınları “duygusal”, erkekleri “mantıklı” şeklinde basit kalıplara sokmak yanlış olur. Gerçek hayatta Ahmet son derece empatik olabilir, Zeynep de Excel tablosuna bakınca NASA kontrol merkezi gibi hissedebilir.
İnsanları cinsiyetlerine göre değil, deneyimlerine, karakterlerine, mesleklerine ve çalışma biçimlerine göre değerlendirmek çok daha doğru.
Sertifikanın işe yarayıp yaramadığı konusunda da aynı çeşitlilik geçerli.
Asıl Güç: Sertifika + Beceri + Deneyim Üçlüsü
Bence konuya en sağlıklı yaklaşım şu üçlü üzerinden bakmak:
Sertifika + gerçek beceri + uygulama deneyimi.
Sertifika, eğitimin tamamlandığını gösterebilir.